BİLİNÇLİ BİR ARICILIK İÇİN…

Arılar biz insanların dünya üzerinde adım atmaya başlamadan önce vardı ve hala varlığını sürdürmektedirler. O zamanlardan bu zamanlara pek çok kitlesel ve bölgesel yok oluştan kurtulmayı başarmış bir canlıdır. Atalarımızın mağaralarda, avcı-toplayıcı kavimler şeklinde yaşadığı zamanlardan bu yana bal arılarının ürettikleri ürünler her zaman ilgimizi çekmektedir. Bunları atalarımızın içinde yaşadığı mağaralarda, çizdikleri duvar resimlerinden anlamaktayız. Tarımı öğrenip yerleşik hayata geçtiğimizde de arıların tarım ürünlerini tozlaştırıp daha fazla ürün almamızı sağladıklarından bizim için vazgeçilemez öneme sahip olmuştur. Atalarımız onları kendi yaptıkları ilkel yapılarda (kilden çömleklerde) yaşatmayı başarmış, onları bir yerden başka bir yere taşımışlardır. Arının ayrıca çok eski çağlardan bu yana arı zehri, propolis gibi ürünleri hastalık iyileştirici ve çeşitli alanlarda kullanmaya devam etmekteyiz.

Son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalarda da arı ürünlerinin bağışıklık sistemini güçlendirdiği ve bazı hastalıkları iyileştirdiği kanıtlanmıştır. Son yüzyıldır bilim insanları yaşanan koloni çöküş sendromu (CCD) gibi arı ölümleri ve kayıpları hakkında endişe duymaktadır. Bunun pek çok nedeni olduğu ortaya çıkmıştır. Bunlar;

  • Hastalık ve parazitler,
  • Bilinçsiz şekilde tarımsal alanda ve arı kolonilerinde hastalık ve parazitlere karşı kullanılan kimyasal ürünler,
  • Monokültür (tek çeşit) tarım ekimi ile arı kolonilerin yeterince kaliteli beslenememesidir.

Yukarıda saydığım nedenler içinde yer alan hastalık ve parazitler başlığı altında yer alan varroa dünya üzerinde arıcıların en çok konuştuğu, mücadele ettiği arılarının baş düşmanıdır. Varroa aslında arıları doğrudan öldürmez. Arıların vitellogenin adı verilen protein ve yağ depoları ile beslenir. Bu depolar arıların bağışıklık sistemidir. Bu depolardan beslenerek arıların bağışıklık sistemini zayıflatıp yetmiyormuş gibi taşıyıcı olduğu virüs ve hastalıklar sebebi ile arıların ölümlerini hızlandırmaktadır. Eğer siz bir arı olsaydınız varroa üstünüzde tavşan boyutların bir parazit olurdu. Bu parazitten bir şekilde kurtulsak açtığı yara bir su bardağının ağzı kadar bir yara olurdu. Bu yaradan girecek hastalık yapıcı etkenlere, kimyasallara maruz kalırdık. Bunu anlamak, kavramakta zorlanmanız doğaldır. Çünkü neyse ki öyle bir parazitimiz yok.  Fakat insanlar da virüsler ile hastalık kapmaktadır. Bir varroa ısırmış ve virüs kapmış bir larvayı kendi çocuğunuz olduğunu düşünün. Ne de olsa arılar larvalarını bir çocuk gibi yetiştirmektedir. Çocuğunuz grip olduğunu düşünün onu iyileştirecek yiyeceği de yakın çevrenizde bulamadığınız hayal edin.

Tıpkı arıların fakir polen içerikli çevrede yaşaması gibi… Onu bulabilmek için çok uzağa gittiniz… Dönüşte de aynı yoldan geri geldiniz.. Kan ter içinde… Fakat getirdiğiniz yiyeceğe tarımsal üretimi sırasında kullanılan kimyasal zehirler bulaştığınızdan haberiniz yoktu… Yani getirdiğiniz ürün iyileştirmek yerine durumu daha kötüye olmasına neden oldu. İşte arıların ölümlerinin tek bir nedeni yoktur. Bir çok nedenin aynı anda görülmesi arı kayıplarının ve ölümlerinin sorumlusudur. Varroa bunlardan sadece bir tanesidir…

Arı ölümlerinin engellemesi için bilinçli arıcılık uygulamaların arıcılara öğretilmesi ve yaygınlaştırılması, tarımsal alanda üretim yapan çiftçilerimizin arıların aslında onlar için faydası olduğunu bilinçlendirilmesi gerektirdiğine inanıyorum. Kaliteli bir arıcılığı nasıl yapılacağı hakkında arıcılara bilgilendirme için sosyal medyada İnovatif Arıcılık olarak başladığım dünya genelinde yapılan arıcılık araştırmaları ve uygulamalarını daha büyük kitleye anlatabilmek için artık yazılarımı Arıcılar.Net sitesinde yayınlayacağım için mutluyum. Bu imkanı veren başta site yönetimine, yazılarımı paylaşan bizi takip eden arı sevdalarına tekrar teşekkür ederim… Saygılarımla.

Türkiye'nin yıllık bal üretimi 110 bin ton - Son Dakika Ekonomi Haberleri

Hakkında İnovatif Arıcılık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir